Hamd ve Şükür

Aile fertlerimizle, arkadaşlarımızla ve diğer insanlarla yardımlaşır ve birbirimize iyiliklerde bulunuruz. Bir arkadaşımızdan iyilik gördüğümüzde ona teşekkür ederek mutluluğumuzu dile getiririz. Sevgi ile yetişmemizi sağlayan anne ve babamıza, bize yaptıkları iyiliklerden dolayı her zaman teşekkür ederiz. Öğretmenlerimize, okulumuzun temizlik ve güvenlik işlerini sağlayan büyüklerimize çeşitli vesilelerle teşekkürümüzü ifade ederiz. Büyüklerimiz de güzel davranışlarda bulunduğumuzda ve derslerimizde başarılı olduğumuzda memnuniyetlerini bize teşekkür ederek dile getirir. Teşekkür etmek ve teşekküre layık davranışlarda bulunmak hayatımızın içerisinde yer alan güzel erdemlerdir. Hz. Muhammed (s.a.v.) “İnsanlara teşekkür etmeyi bilmeyen Allah’a da şükredemez.” (Tirmizî, Birr, 35) hadisiyle çevremizdeki insanlara teşekkür etmenin Allah’a (c.c.) olan teşekkürü kolaylaştıracağını vurgulamaktadır.
Yüce Allah’a şükür için günlük hayatta kullandığımız bazı özel dinî ifadeler vardır. Hamd, bu ifadelerden biridir. Hamd, Allah’ı (c.c.) övgü ve yüceltme sözleriyle anmak ve O’nun tüm nimetlerin kaynağı olduğunu kabul etmektir. Hamd ederek veya hamdolsun diyerek Yüce Allah’a yönelik şükranımızı ve minnetimizi dile getiririz.
Hamd kelimesinden türemiş Elhamdülillah sözü de nimetlerden dolayı Allah’a (c.c.) olan şükrümüzün güzel bir ifadesidir. Yüce Allah “Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah içindir.” (Fâtiha suresi, 2. ayet) ayetiyle sadece kendisine hamd edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Hamd olsun ve elhamdülillah ifadeleriyle Allah’ı (c.c) yüceltir, O’nun verdiği sonsuz nimetlere layık olmaya çalışırız.
Allah’a (c.c.) şükretmek için sayamayacağımız kadar çok sebep vardır. Allah’ın (c.c.) verdiği sayısız nimetler için “Hamdolsun”, “Elhamdülillah” ve “Allah’ım sana şükürler olsun” gibi ifadeleri bir şey yiyip içtikten sonra, ödevlerimizi ve dersimizi yaptığımızda, birisi bize halimizi sorduğunda, evimize sağ salim vardığımızda, sahip olduğumuz her bir nimeti hatırladığımızda kullanırız.
Hamd ederek ve şükrederek Allah’ın (c.c.) verdiği nimetleri hatırlayıp nimetlerin kıymetini anladığımızı ifade ederiz. Böylece Allah’a (c.c.) teşekkürümüzü sunmuş ve nankörlük etmemiş oluruz. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de “Yalnız beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın nankörlük etmeyin.” (Bakara suresi, 152. ayet) ayetiyle kendisine şükredilmesini ve böylece nankörlükten uzak durulmasını emretmektedir.

Benzer yazılar